Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
www.ihya.org 4. yilinda
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Kütübü Sitte
Buhari Hadis Kitabi
SPONSOR LINKLERI
Secme Konular
· Gaflet
· Sahih-i Buhârî
· Kudsi Hadis
· Tevâtür
· Cüz
· Zındık
· Sahîfe
· Salih
· Fasık
· Ashâb-ı Suffe

Burayada Bak
· Akıl
· Mubtedi
· Tarahû Hadîsehû
· Rudde Hadîsuhû
· İlmu Dirâyeti'l-Hadîs
· Lâ Yu'lemu Men Ahrecehu Ve La İsnaduhu
· Rivâyetu'l-Ebnâ Ani'l-Âbâ
· Sikatun
· Ta'lîku'l-İcâze
· Haddesenâ Fulân Kırâ'aten Aleyhi Ve Ene Esme'u
· Hafîtyu'l-İrsâl
· İlle Gâmıda
· Merâtibu'l-Cerh
· Merdûd Âhad
· Subâ'î

Son Okunanlar
· Da'îfu’l-Hadis
· Sadûkun Yuhti'u
· Uluvv Bi-Kıdemi'l-Vefât
· Kat’ Tedlisi
· Tahvîl
· Sâdıka
· Esmâ'u'l-Muhaddisîn
· Kesîru'l-Rıhle
· Da'îf
· Mutkin




SAHIH BUHARI HADİSLERİNDE ARAMA YAP
Fasil Ravi Konu Hadis

Hadis » Sahih Buhari » Raviler » Ümmü`l-mü`minîn Âişe

Ümmü`l-mü`minîn Âişe

Ümmü`l-mü`minîn Âişe ravisine ait 24 sayfada 234 kayitli rivayet hadis var

« geri 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24    ileri »

 
Fasil : TEADDÜDÜ ZEVCE BAHSİ
Konu : Bâkirenin sükûtu nikâha muvafakatidir;Nikâha muvafakat
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : NİKÂHDA SEYYİBİN, BÂKİRİN İZNİ HAKKINDA EBÛ HÜREYRE, ÂİŞE, HANSÂ` HADÎSLERİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Ben bir kere: Yâ Resûla`llah er görmedik kız utanır (rızâsını bildiremez), dedim. Resûl-i Ekrem: Bâkirin rızâsı susmasıdır, buyurdu.
HadisNo : 1807

 
Fasil : TEADDÜDÜ ZEVCE BAHSİ
Konu : Düğün
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : VELÎMEDE DEF ÇALINMASININ CEVÂZI HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE`NİN RİVÂYETİ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Hazret-i Âişe (terbiyes altında bulunan) bir kızı Ensâr`dan bir kişi ile evlendirmişti. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem: "Yâ Âişe! Hani sizin def çalan ve şiir söyliyen muganniyeniz yok mu? Ensâr`ın böyle oyun hoşuna gider" buyurdu.
HadisNo : 1811

 
Fasil : TEADDÜDÜ ZEVCE BAHSİ
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : KİŞİNİN HAYAT YOLDAŞI İLE MUÂŞERETİNE DÂİR ÜMM-İ ZER` HADÎSİ
Hadis : Şöyle hikâye ettiği rivâyet olunmuştur: Bir zaman on bir kadın bir yerde oturmuşlar ve kocalarının hal ve şânından bir şey saklamayıp birbirlerine bildireceklerine dâir aralarında sözleşmişler ve bağlanmışlardı. Bunlardan BİRİNCİ kadın demiştir ki: Benim kocam taşlık bir dağ başındaki arık bir devenin etidir. Kolay değil ki çıkıla, semiz değil ki (nâs tarafından hânelerien) nakloluna. İKİNCİ kadın da demiştir ki: Kocamın hâlini izhâr ve işâe edemem. Korkarım ki, onları bir şey bırakmadan sayabileyim. Çünkü onun fenâlıklarını sayacak olursam gizli, âşikâr her hâlini sayıp dökmek zorunda kalacağım. Bu ise imkânsızdır. ÜÇÜNCÜ kadın da: Benim zevcim upuzun bir sefîhdir. Ayıblarını söylersem beni boşar, susarsam (kocam aklı başında bir kimse olmadığından, bilâ-sebeb beni) kendisinden uzak bırakır. DÖRDÜNCÜ kadın ise (zevcini methederek): Necid sahrâsının gece hayâtı gibidir. Ne sıcaktır, ne soğuk, (Mu`tedil seciyede halûk bir kimsedir.) Evimizde ne korku vardır, ne kırgınlık, demiştir. BEŞİNCİ kadın da şöyle medhetmiştir: Benim kocam da evine geldiğinde sanki (avdan gelen) bir parsdır. (Avını bana getirir, koynumda mışıl mışıl uyur.) Evden çıkınca dışarda o bir arslandır. (Arslan payı kazanır.) Evdeki masrafımı hiç sormaz. ALTINCI kadın da şöyle zem eder: Kocam oburdur. Yemek yerken siler süpürür, içerken de su kabını kurutur. Yatarken de yorganına bürünür, (hânenin bir köşesinde tek başına) uyur. Ve benim hüznümü anlamak ve gidermek için elbîseme elini sokmaz. YEDİNCİ kadın da: Kocam erlik vazîfesini îfâdan âciz ve işini bilmez ahmak bir kişidir. Her derd onun derdidir (vücûdu hastalık makarrıdır ve huysuz) başımı yarar, vücûdumu yaralar. Her şeyden onun vurmak yarmak âletidir, demiştir. SEKİZİNCİ kadın da kocasını şöyle över: Onun vücûduna dokunurken tavşana dokunur gibi yumuşaktır. O güzel kokulu bir nebât gibi hoş kokar. DOKUZUNCU kadın da şöyle över: Kocamın evi yüksek direklidir. Kılıcının hamâili uzundur. Ocağının külü çoktur. Evi de mecma-i nâsa yakındır (yâni evi şahânedir, kendisi uzun boyludur, evi de misâfir kabûl edilecek yerdedir.) ONUNCU kadın da kocasını şöyle övmüştür: Zevcim mâliktir, hem ne kadar mâlik ve sâhibdir? Artık hatır ve hayâlinizden geçen her hayra mâlik ve sâhibdir. Zevcimin bir sürü develeri vardır ki, onların çökecek geniş eylek yerleri vardır. Fakat yaylım yerleri azdır. (Bununla develer yayılmıya gönderilmeyip misâfire kesilmek için evin yanında eylik yerinde bulundurulur demek istiyor) develer ud sesi duyunca -ki, misâfiri eğlendirmek üzere saz ve âhenk âlâtı çalınmasıdır- O zaman develere boğazlanacaklarını anlarlar. ON BİRİNCİ kadın (ki Ümm-i Zer`dir ve zevcinin hüsnü mâşeretini cihetiyle en bahtiyar olanıdır. Âile hayâtını şöyle anlatmıştır.) Kocam Ebû Zer`dir. (Azîz hemşîrelerim,) bilesiniz Ebû Zer` ne semâhatli ve ahlâklı bir kişidir. O iki kulağımı mücevherât ile hareket ettirir. (Bakınız), pazularım tombullaştı, (vücûdumun semirdi) ve beni ferîh ve fahûr kıldı ve yüceltti. Ben de hemen yüceldim ve ferîh ve fahûr oldum. O beni, Şık denilen birdağ kenârında küçük koyun sürücüğü olan bir kabîle içinde buldu. Sonra beni atları kişner, develeri böğürür, ekinleri sürülüp dâneler (samanından) ayrılır müreffeh ve mes`ûd bir cemiyet içine getirdi.
HadisNo : 1817

 
Fasil : TEADDÜDÜ ZEVCE BAHSİ
Konu :
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ ÂİŞE`NİN İNTİHÂRA TEŞEBBÜSÜ
Hadis : Şöyle rivâyet olunmuştur: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bir sefere çıkmak istediğinde kadınları arasında kur`a çekerdi. Bir sefer de kur`a Âişe ile Hafsa`ya isâbet etti. Resûlullah gece olunca Âişe`nin mahfesine biner ve onunla görüşerek yol alırdı. Bir gün Hafsa Âişe`ye: Bu gece sen benim deveme binsen, ben de senin devene binsem, sen görmediğin manâzırı görürsün. Ben de görmediğim yerleri görmüş olurum, dedi. Âişe: Pek âlâ, diye muvâfakat etti. Bunun üzerine Hafsa Âişe`nin devesine bindi. Resûlullah Âişe`nin devesine geldi. Halbuki onda Hafsa bulunuyordu. Hafsa`ya selâm verdi. Sonra yola devâm etti. Nihâyet bir durak yerinde indiler. Bu sûretle Âişe Resûlullah`ı kaybetmişti. Durak yerinde indiklerinde Âişe (teessüründen intihâra tasaddî edip) iki ayağını izhir otlarının arasına sokarak: Rabbim bana akreb yâhud yılan musallat et de beni soksun. Ben Resûlullah`a bir şey söylemeğe muktedir olamıyayım, diye duâ etti.
HadisNo : 1820

 
Fasil : TEADDÜDÜ ZEVCE BAHSİ
Konu : Kadın rûhiyâtına vukuf
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : NİKÂH BAHSİ
Hadis : Rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kere Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana: Ey Âişe benden memnûn olduğun zamânı ve bana karşı gazablı bulunduğun vakti pek iyi anlarım, buyurdu. Âişe der ki, ben de: Yâ Resûla`llah, bunu nasıl bilirsin? diye sordum. Resûl-i Ekrem şöyle cevâb verdi: Benden râzî ve memnûn olduğundan (ve bir şey inkâr ederken): "Muhammed`in Rabb`i hakkı için öyle değildir" dersin. Bana karşı asabî olduğun zaman da: "İbrâhim`in Rabb`i hakkı için öyle değildir" dersin (adımı anmazsın). Âişe der ki: Ben de: Evet yâ Resûla`llah, vallahi öyledir. Fakat ben (asabî halde) yalnız sizin adınızı bırakırım. (Sevginizse gönlümde yaşar,) diye saygımı arzettim.
HadisNo : 1825

 
Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Talâk (boşama)
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : İBN-İ ÖMER VE HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSLERİ
Hadis : Rivâyete göre Cevn kızı (Ümeyye) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem (e nikâh olunup) huzûra konulmuştu. Resûl-i Ekrem yanına yaklaşınca Ümeyye: - Senden Allah`a sığınırım, dedi. Resûl-i Ekrem de: - Ey Ümeyye, sen (şânı) büyük olan (Allah) a sığındın, artık âilenin yanına git, buyurdu.
HadisNo : 1832

 
Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Talâk (boşama)
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Rivâyete göre Kurazî Rifâa`nın karısı (Temîme) Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`e gelerek: - Yâ Resûla`llah! Rifâa beni boşamıştı. (Ve üç talâk ile) talâk-ı kat`î kılmıştı. Sonra ben de Kurazî Abdurrahmân İbn-i Zübeyr ile evlenmiştim. Fakat Abdurrahmân`ın erliği şu elbîse saçağı gibi (gevşek) dir. (Erlik vazîfesini göremiyor) dedi. Resûl-i Ekrem: - Sanırım ki sen (eski zevcin) Rifâa`ya varmak istiyorsun. Fakat (ikinci zevcin) Abdurrahmân senin balcağazından, sen de onun balcağızından tatmadıkça bu olamaz (varamazsın) buyurdu.
HadisNo : 1834

 
Fasil : KİTÂBÜ`TALÂK
Konu : Hz. Peygamber`in öteki âilelerine karşı Hz. Âişe ile Hz. Hafsa`nın birleşmesi
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ HAFSA`YA KARŞI RESÛLULLÂH`I SOĞUTMAK İÇİN DİĞER KADINLARIN NASIL HAREKETE GEÇTİKLERİNİ GÖSTEREN HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlullah balı ve helvayı severdi. İkindi namazından döndüğü zaman kadınlarının yanına girerdi. Ve kadınlarından birisinin yanına yaklaşırdı. Bir kere Resûlullah Ömer`in kızı Hafsa`nın yanına girmişti. Orada her zamankinden çok kaldı. Bunu ben kıskandım. Ve bunun sebebini soruşturdum. Bana bildirildiğine göre Hafsa`ya akrabâsından bir kadın küçük bir çömlek bal hediye etmişdi. O da bu baldan şerbet yapıp Resûlullah`a içirmişti. Ben de kendi kendime: Vallahi bunun için muhakkak bir hîle yaparım, dedim. Bunun üzerin Zem`a kızı Sevde`ye şöyle ta`lîmât verdim: Biraz sonra sana Resûlullah gelir, yaklaştığında: Yâ Resûla`llah, megafîr mi yediniz? dersin. O da sana hayır, der. Bunun üzerine sen de: Ya sizden bana gelen bu koku nedir? diye sorarsın. O da sana tabiî: Hafsa bal şerbeti içirmişti, diyecektir. Sen de: Öyle ise o balın arısı, onu Urfud ağacından toplamıştır, dersin. Bana geldiğinde ben de öyle diyeceğim. Safiyye, sen de böyle söyle, dedim. Bu ta`lîmâtım tatbîki sûretini Hazret-i Âişe şöyle anlatmıştır: Sevde dedi ki: Vallahi çok geçmedi Resûlullah kapımın önünde durdu. Yâ Âişe senden korkumdan bana emrettiğin sözü hemen Resûlullah`a söylemeğe azmettim. Resûlullah Sevde`ye yaklaşınca: Yâ Resûla`llah, Megafîr zamkı mı yediniz? demiş. O da: Hayır, diye cevab vermiş. Sevde: Sizden gelen bu koku nedir ya? demiş. Resûl-i Ekrem de: Hafsa bal şerbeti içirmişdi, buyurmuş. Resûlullah benim odama dönüp geldiğinde ben de böyle söyledim. Safiyye`e gittiğinde o da böyle söylemişti. Sonra Resûlullah dönüp Hafsa`nın nöbetinde yanına vardığında Hafsa: Yâ Resûla`llah! Bal şerbetinden cenâbınıza içireyim mi? dediğinde: Hayır bana onun lüzûmu yoktur, buyurdu. Âişe (rivâyetine son vererek) der ki: Sevde bana: Vallahi Resûlullah`a biz bal şerbetini haram ettik, diyordu. Ben de ona: Sus, dedim. (Ve Hafsa hakkındaki hîle ve tedbîrimin duyulmasını istemedim).
HadisNo : 1835

 
Fasil : TAÂM BAHSİ
Konu : Hz. Peygamber`in kanâati
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : "Biz Esvedeyn denilen - hurma ile suya doyup kandığımız zaman Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem vefât etti" dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1847

 
Fasil : TAÂM BAHSİ
Konu : Hz. Peygamber`in kanâati
Ravi : Ümmü`l-mü`minîn Âişe
Baslik : AYNI MEVZÛDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis : "Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem`in âli, Medîne`ye hicret ettikleri zaman vefât edinceye değin mütevâliyen üç gün buğday ekmeği ile karınlarını doyurmadılar" dediği rivâyet olunmuştur.
HadisNo : 1857

« geri 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24    ileri »




Tüm Konular     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü W V Y Z




· Nebbe'enâ · Rivayeten · Esbâbu'l-Vaz’ · Müslim · Yukalu · Efrâd · Zevâ’id · Merdûd Şaz · Humâsî · Lehû Suhbe · Sünen · Kudsi Hadis · Muttehem Bi'l-Vad’ · Ve Tekarebâ Fı'l-Manâ · Sâkıt · Hasen Li-Aynihî · Eceztuke İn Şi'te · Verede · Sıhhat · Muhadram · Sikatun · Sünen Tirmizî · Vav · İttihâmu'r-Râvî Bil-Kizb · Vasatun · Habberenâ · Tecvîd · İllet · Garibeyn · Vad · el-Kutubu's-Selâse · İlâhî Hadis · Galat · Makbul Âhad · Yervi'l-Menâkîr · Eser · Delâ'ilu'n-Nubuvve · Me'sûr · İcaze Li’l-Mıtayyen Bıl-Mechûl · Lâ Yesbut Fıhı Şey · Metrûku'l-Hadîs · Derecâtu's-Sahîh · Eceztuke Kitâbe's-Sunen · Mechûlu'l-Adâle · Zekera Lenâ Fulân Bi-Kırâ'atî · Tekaddum-u Sem⒠· Eceztu Li'l-Mevcûdîn · Mu’en’en · Lâ Asle Lehu · Mukâtebe Makrûne Bi'l-İcâze
· Akıl · Mubtedi · Tarahû Hadîsehû · Kalb-i Mürekkeb · İttihâmu'r-Râvî Bil-Kizb · Lem Erahu Bı-Haze'l-Lafz · İcâze Li'l-Mechûl · Buhârî · Ruvînâ · Mukâtebe Mücerrede Ani'l-İcâze · Mubhemât · Garîbi'l- Mutlak · Ka-Senî · Cehaletu't-Ta'yîn · Haber-i Mütevâtir · Zekera Lenâ Fulân Bi-Kırâ'atî · Müselsel Bi'l-Evveliyye · Semi'tu Fulânen · Es-Sunnetu'n-Nebeviyye · İcaze Li'l-Mu'ayyen Fî Gayrı Mu'ayyen · Esahhu’l-Ahâdîs · Tahammulu'l-İlm · Bâtılun · Dirâyetu'l-Hadîs İlmi · İlmu Dirâyeti'l-Hadîs · Nakale-i Hadîs · Yurvâ · Esbetu'l-Esânîd · Sikatun · Emânet · Fulân Lâ Yus'elu Anhu · Ahfaz · Fukahâ-Yı Seb'a · Gayru Sâbit · Dabt · Semi'tu Fulânen Bi-Kırâ'atî Aleyh · Alâmâtu’l-Vaz · Lafzı Tevatür · Rumiye Bi'l-Ahaveyn · İstinbâtu'l-Ahkâm

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber