Hadis | Kütüb-ü Sitte | Buhari | Hadis Sözlüğü

A B C D E F G H I İ K L M N R S Ş T U V Y Z

HADİSLERİNDE ARAMA YAP

Fasil Ravi Konu Hadis

Ümmü`l-mü`minîn Âişe

Ümmü`l-mü`minîn Âişe - Sahih Buhari kitabındaki rivayet ettiği hadisi şerifler listesi

Baslik :
BENÎ KURAYZA SEFERİ HAKKINDA HAZRET-İ ÂİŞE HADÎSİ
Hadis :
Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Hendek günü, (gazâ sona ererek hânesine) döndüğü ve silâhını (çıkarıp yerine) koyduğu, baştan aşağı da yıkandığı sırada kendisine Cibrîl geldi. Cibrîl`in başını bir toz (tabakası tac gibi) kaplamıştı. Bu halde Cibrîl: - (Yâ Resûla`llah) silâhınızı bıraktınız mı?. Vallahi ben silâhımı bırakmadım, dedi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: Öyle ise nereye (sefer?) diye sordu. O da: - Hâ şuraya, dedi de Benû Kurayza`ya (doğru) işâret etti. Âişe demiştir ki: bu (muhâvere) nin üzerine Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Kurayza oğulları (yurdu) na doğru (yola) çıktı.
Sıra :
 
Baslik :
İSLÂM HUKÛKUNDA DEVLET REÂSİNİN HAYÂTINI KORUMAK MÜSLÜMANLARA FARZ OLDUĞU. VE PEYGAMBERİMİZİN MUHÂFIZLARI
Hadis :
Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem Medîne`ye hicret ettiği zaman (düşman taarruzundan endişe ederek) bir gece uyuyamamıştı. Ve keşke Ashâbımdan elverişli bir kişi bu gece beni muhâfaza etseydi, demişti. Tam bu sırada ansızın bir silâh sesi işittik. Bunun üzerine Resûlullah: - O kimdir? diye seslendi. - Ben Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`ım (yâ Resûla`llah!) dedi. (Resûlullah: - Sana ne oldu ki? diye sordu.) Sa`d: - (Gönlümde hayâtınız hakkında bir endîşe uyandı da) seni muhâfaza için geldim, diye cevâp verdi. (Hazret-i Âişe demiştir ki:) Bunun üzerin Resûlullah (Sa`d İbn-i Ebî Vakkas`a duâ etti. Sonra) uyudu. (Hattâ biz, horladığını duyduk).
Sıra :
 
Baslik :
YEHÛD`UN PEYGAMBERİMİZE "ESSÂMÜ ALEYKÜM" İLGİLİ HZ. ÂİŞE HADİSİ
Hadis :
Şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in huzûruna Yahûdîler girmişti de Resûlullah`a (selâm yerine): "Essâmü aleyk = ölüm üzerine olsun" demişdiler. Ben de onlara lâ`net etmiştim. Bunun üzerine Resûlullah bana: - Sana ne oldu ki? buyurdu. Ben de: - Bu Yahûdîlerin ne hezeyân ettiklerini işitmedin mi? dedim. Resûlullah: - Ya sen benim: "ve aleyküm = ölüm sizin üzerinize olsun!" dediğimi işitmedin mi? diye cevâp verdi.
Sıra :
 
Konu :
Baslik :
İÇİNDE VEFÂT ETTİĞİ LİBÂS VE SU BARDAĞI HAKKINDAKİ RİVÂYETLER
Hadis :
Rivâyet olunduğuna göre, Hazret-i Âişe (Resûlullah`ın irtihâlinden sonra) keçelenmiş (sof) bir kaftan çıkararak (Ashâb`a): Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in rûhu bu kaftanın içinde nez` olundu, demiştir. (Ebû Bürde`den gelen) bir rivâyette de Âişe vâlidemiz Yemen`de dokunan tok kumaştan ma`mûl bir izâr (bedene bürünülen câr) ile yine bu kumaştan ma`mûl olup mülebbede denilen bir kisve çıkar (ıp Ashâb`a göster) miştir.
Sıra :
 
Baslik :
SİHİRLE İLGİLİ HZ. ÂİŞE`NİN HADİSİ
Hadis :
Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e sihir edildiği, hattâ işlemediği bir şeyi işledim sandığı, rivâyet olunmuştur.
Sıra :
 
Konu :
Baslik :
HUSÛF VE KÜSÛF HÂDİSELERİNİ İSLÂM`IN SÛRET-İ TELÂKKÎSİ
Hadis :
Rivâyet olunduğuna göre, demiştir ki: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem gök yüzünde yağışlı sanılan bir bulut görünce (kâh) ona karşı durur, geri dönerdi; (kâh evimize) girer, çıkardı. Ve (bu karanlık buluttan ümmete bir âfet erişmesinden endîşe ederek) çehresi (nin rengi) değişirdi. Yağmur gökten yağınca da Resûlullah`dan bu endîşe zâil olurdu. Âişe (Hazretleri) demiştir ki: ben bunun sebebini Resûlullah`dan öğrenmek istedim. O bana: - Ne bileyim? Belki bu kara bulut bir kavmin (Âd kavminin) dediği gibi (bir azâb) olur (ki Kur`an`da şöyle hikâye olunmuştur:) Âd kavmi kendîlerine va`d olunan azâbı -âfâkı enine kaplayarak vâdîlerine karşı gelen- bir bulut hâlinde gördükleri zamân onlar: - Şu ufuktaki karaltı bize yağmur yağdıracak bir buluttur, demişlerdi. (Hûd Peygamber de onlara): - Belki o, (gelmesini) ta`cîl ettiğiniz azâbtır; (o bir) rüzgârdır ki, içinde elem verici azâb vardır (diye cevap vermiştir).
Sıra :
 
Baslik :
PEYGAMBERİMİZİN NÜBÜVVETİNDEN SONRA KEHÂNET YOKTUR
Hadis :
Rivâyet olunduğuna göre Âişe, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`i şöyle derken işitmiştir: Melekler "Anân"e -ki, buluttur- inerler de gökte kazâ ve hükmolunan (istikbâle âit) bâzı şeyleri (kendi aralarında) görüşürler. Bu sırada şeytanlar (bu havâdisi) kulak hırsızlığı yaparlar. (İşittiklerini de) kâhinlere gizlice ulaştırırlar. Bu haberlerle berâber yüz (lerce) yalan da kendiliklerinden uydururlar.
Sıra :
 
Baslik :
HAZRET-İ ÂİŞE`YE CİBRÎL`İN SELÂMI
Hadis :
Rivâyete göre, bir kere Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ona: - Yâ Âişe! Şu (yanımdaki) Cibrîl`dir, sana selâm ediyor, buyurmuş, Âişe de: - Selâm ve Allah`ın rahmeti ve bereketleri onun üzerine olsun! (diye karşılamış, ve) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`i kasdederek: benim görmediğim (Cibrîl)`i sen görüyorsun! demiştir.
Sıra :
 
Baslik :
RESÛL-İ EKREM`Nİ TÂİF SEFERİ VE KARŞILAŞTIĞI GÜÇLÜKLER
Hadis :
Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem eşi Âişe radiya`llahu anhâ`dan rivâyet olunduğuna göre, Âişe (bir kere) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e: - (Yâ Resûla`llah) sana Uhud (gazâsı) gününden daha şiddetli olan bir gün irişti mi? diye sormuş, Resûlullah: - Yâ Âişe! Kavmin (Kureyş) den gelen birçok zorluklarla karşılaştım. Fakat onlardan Akabe günü karşılaştığım müşkül vaziyet hepsinden zorlu idi: ben (Kureyş`ten gördüğüm ezâ üzerine Tâif`e gidip) hayâtımın sıyânetini Abd-i Külâl`ın oğlu İbn-i Abd-i Yâlîl`e teklîf ettiğim zaman dileğime cevap vermemişti. Ben de kederli ve mütehayyir bir halde yzümün doğrusuna (Mekke`ye) dönmüştüm. Bu hayretim "Karn-i Seâlib" mevkiine kadar devâm etti. Burada başımı kaldırıp (semâya) baktığımda bir bulut beni gölgelendirmekte olduğunu gördüm. Buluta (dikkatle) baktığımda bunun içinde Cibrîl bulunduğunu gördüm. Şimdi Cibrîl bana: - (Yâ Muhammed!) Allah, kavminin senin hakındaki dediklerini muhakkak işitti. Seni sıyâneti esirgediklerine de vâkıf oldu. Allah sana şu dağlar Meleğini gönderdi (emrine müheyyâdır), kavmin hakkında ne dilersen ona emredebilirsin!, dedi. Bunun üzerine de dağlar (emrine müsahhar olan) Melek seslenip selâm verdi. Sonra: - Yâ Muhammed! dedi, Cibrîl`in söylediği bir hakîkattır: sen ne dilersen emrine hazırım; eğer (Ebû Kubays ile Kayakan denilen) şu iki yalçın dağın Mekkeliler üzerine (çökerek) birbirine kavuşmasını (ve müşrikleri tamâmiyle ezmesini) istersen (onu da emret!) dedi. Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem de: - (Hayır, ben onu istemem) ben isterim ki, Allah bu müşriklerin sulbünden yalnız Allah`a ibâdet eden ve Allah`a hiç bir şey`i şerik kılmayan (müvahhid) bir nesil meydana çıkarsın! dedi.
Sıra :
 
Baslik :
RESÛLULLÂH`IN CİBRÎL`İ İKİ KERE KENDİ SÛRET VE HİLKATİNDE GÖRÜŞÜ
Hadis :
Rivâyete göre şöyle demiştir: Her kim Muhammed salla`llahu aleyhi ve sellem (uyanık olarak baş göziyle) Rabb`ını gördü sanırsa, en büyük yalan irtikâb etmiş olur. Lâkin muhakkak olan şudur ki, Resûlullah Cibrîl`i ufkun arasını kaplamış olduğu halde hakîkî sûret ve hilkatinde görmüştür.
Sıra :