Hadis | Kütüb-ü Sitte | Buhari | Hadis Sözlüğü

A B C D E F G H I İ K L M N R S Ş T U V Y Z

HADİSLERİNDE ARAMA YAP

Fasil Ravi Konu Hadis

BED`ÜL-HALK BAHSİ

Sahih Buhari eserindeki BED`ÜL-HALK BAHSİ fasılı ile ilgili konular ve hadisler

Abdullah b. Selâm`ın müslüman oluşu, menkıbeleri;Besmele;Çocukları akşam eve almak;Su kaplarının ağzını örtmek
Akabe bîatları;Cebrâil (A.S);Hz. Peygamber`in kavmine duâsı;Hz. Peygamber`in Taîf seferi;Melekler;Tevhit nesli
Allah ezelîdir;Arş;Göklerin, yerin yaratılması;Kâinatın takdîri
Allâh`a noksan sıfatlar isnadı;Allâh`a oğul isnadı;Allâh`ı inkâr;Ba`sı inkâr
Allâh`ın rahmeti;Arş
Allâh`ın sevdiği kul
Başkasına iyilik emrettiği halde kendi tutmamak;Cehennem azâbı
Cebrâil (A.S)`ın Hz. Peyganber`e Kun`ân-ı Kerîm öğretmesi;Hurûf-u seb`a;Kırâet-i seb`a
Cebrâil (A.S);Cehennem muhafızları;Deccâl;Hz. Îsâ;Hz.Mûsâ;Hz. Peygamber`in Mi`rac`da gördükleri;Îsâ (A.S);Mûsâ (A.S.)
Cebrâil (A.S);Melekler
Cebrâil (A.S);Müşriklerin Hicvine karşılık vermek
Cehennem ateşi
Cennet ehli
Cennet ehli;Cennete ilk girenler
Cennet ehli;Kadınlar
Cennete ilk girenler
Cennetteki Tûbâ ağacı
Cuma hutbesini dinlemek;Cumanın fazîleti
Erkeğin karısını yatağına dâveti;Kadının kocası yatağa çağırdığında imtina etmesi
Esnemek
Eşek anırması;Horoz ötmesi;Merkep anırması;Şeytanın şerrinden Allâh`a sığınmak
Ev yılanları;Zehirli yılanları öldürmek
Fareler
Güneş ve ay;Kıyâmet günü güneş ve ayın dürülmesi
Güneşin mahrekinde hareketi
Haram aylar;Kamerî aylar
Hilkatin mebdei;Kazâ-Kader
Humma hastalığı
Hz. Ömer`in fazîleti
Hz. Peygamber`in Cebrâil (A.S)`ı görmesi
Hz. Peygamber`in Cebrâil (A.S)`ı görmesi;Melekler
Hz. Peygamber`in Cebrâil (A.S)`ı görmesi;Rü`yetullah
İman-İslâm;Katı yürekliler
Kahinler;Kazâ-Kader;Şeytanların kulak hırsızlığı
Karışık rüyâ görmek;Korkulu rüyâ görmek;Rüyâ;Şeytanın şerrinden Allâh`a sığınmak
Kendini beğenmek;Kibirlenmek;Tevâzu
Mebde`-Me`âd
Melekler
Sihir
Şeytanın insana tasallutu
Şeytanın insana tasallutu;Şeytanın şerrinden Allâh`a sığınmak
Şeytanın şerrinden Allâh`a sığınmak
Yiyecek içine sinek düşmesi
Konu :
Baslik :
BU BÂBDA İMRÂN İBN-İ HUSAYN HADÎSİ
Hadis :
Rivâyet olunduğuna göre şöyle demiştir: (Bir ara) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`e Temîm oğullarından bir cemâat gelmişti. Resûlullah onlara: - Ey Temîm oğulları! Size müjde olsun, buyur (up onlara Mebde` ve Meâda dâir İslâm akîdelerinin umdelerini öğret)ti. (İçlerinde Akra` İbn-i Hâbis bulunan bu) bedevîler: - Bizi müjdeledin. (İyi amma) bize (Beytü`l-malden dünyâlık) da ver! dediler. Bunların şu hâline eseflenerek Resûlullah`ın sîmâsı değişti. (Hayber`in fethi sırasında da) Yemen halkı (Eş`arîler) de geldi. Resûlullah onlara da: - Ey Yemenliler! Temîm oğulları mâdem ki, kabûl etmek istemediler, o hayır ve saâdet müjdesini siz alınız! buyurdu. Yemenli Eş`arîler de: - Kabûl ettik (yâ Resûla`llah! Esâsen biz huzûrunuza bunun için geldik) dediler. Bunun üzerine Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem mahlûkatın ve arşın hilkati mebdeini anlatmağa başladı. Bu sırada bir kişi geldi: - Yâ İmrân! Binit deven bağından sıyrılıp kaçtı! dedi. (Ben de deveme bakmak için kalktım). Keşke (Resûlullah`ın meclisinden) kalkmasaydım (da Peygamber`in mübârek sözlerini dinlemek fırsatını kaçırmasaydım, demiştir).
Sıra :
 
Baslik :
İMRÂN İBN-İ HUSAYN`İN DİĞER BİR RİVÂYETİ
Hadis :
Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur: (Ezelde) Allah vardı; ve Allah`dan başka bir şey yoktu. Ve Allah`ın arşı su üzerinde bulunuyordu. Sonra Allah (levhde) kâinâtın tamâmını takdîr ve tesbît etti. Ve göklerle yeri yarattı. Resûlullah böyle buyurduğu sırada bir sözcü: Ey Husayn oğlu, deven kaçtı! diye seslendi. (Hemen çıktım baktım). Halbuki devemin berisindeki Serab (aramızı) kesiyordu (onu görmeme hâil oluyordu). Vallahi ben pek arzu ederdim ki, keşke deveyi bıraksaydım (da Resûlullah`ın kelâmını dinlemek fırsatını kaçırmasaydım).
Sıra :
 
Ravi :
Baslik :
ALLAH NOKSAN SIFATLARDAN MÜNEZZEHTİR
Hadis :
Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem`in (Hak Teâlâ`dan hikâye ederek) şöyle dediği rivâyet olunmuştur. Allahu Teâlâ buyurmuştur ki: Âdem-oğlu bana noksan sıfat isnâd eder. Halbuki ona beni noksan sıfatla tavsîf etmek gerekmezdi. Âdem-oğlu beni tekzîb de etmek ister ki, bu da ona yakışmazdı. Onun bana noksan sıfat isnâdı: (gûyâ Îsâ) benim oğlum olduğuna dâir tefevvühâtıdır. Âdem-oğlunun beni yalanlaması da: Allah beni ilk yarattığı gibi iâde sûretiyle yaratacak değildir, demesidir (ki, bu da putlara tapan ve ba`si inkâr eden müşriklerin sözüdür).
Sıra :
 
Ravi :
Baslik :
GÖKLERİN VE YER TABAKALARININ YARADILIŞI HAKKINDAKİ ÂYETLER
Hadis :
Rivâyet olunduğuna göre, Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: [Allah halkı yaratınca Levhine -ki, Allah indinde o Arş`dan üstündür-: "Rahmetim, intikamıma galibtir!" diye yazmasını (Kaleme) emretti] demiştir.
Sıra :
 
Baslik :
GÖKLERİN VE YER TABAKALARININ YARADILIŞI HAKKINDAKİ ÂYETLER
Hadis :
Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir: Zamân (mikyas olan yıl hesâbı) Allah`ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki (ilk) hey`etine dönmüştür. (Artık) sene on iki aydır. Bunlardan dördü harâm aylardır. Üçü mütevâlîdir ki. Zilka`de, Zilhicce, Muharrem`dir. Receb de Cümâdâ (`l-âhır) ile Şa`bân arasında olarakMudar`ın (ayı)dır.
Sıra :
 
Baslik :
GÜNEŞLE AY`IN MEDARLARINDAKİ HAREKETLERİ
Hadis :
Rivâyet olunduğuna göre, müşârün-ileyh, güneş battığı sıra Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem bana: - Ey Ebû Zer, güneş nereye gider, bilir misin? diye sordu. Ben: - Allah ve Peygamber`i bilir, dedim. Resûlullah: - Güneş gider tâ arşın altında (ki karargâhında) secde eder (gibi Allah`a inkıyâd eder) ve (mu`tâd üzere maşrıktan doğmak üzere) izin ister de ona destûr verilir. (Ve şarktan doğar. Bununla berâber güneş Âdem-oğullarının günahkârları üzerine doğmayı fenâ görür) ve bu halde secde etmeğe yaklaşır. Fakat secdesi kabûl olunmaz. (Matla`ına gitmeğe) izin ister de izin de verilmez. Ve ona: artık nereden geldinse oraya dön! denilir. O da battığı taraftan doğar. Resûlullah`ın güneş hakkındaki bu ihbârı, Allahu Teâlâ`nın: - "Güneş, onun devrine ta`yîn olunan makarrinde seyr eder. Güneşin (en ince bir hesap üzere) makarrindeki bu seyri, kudreti her şeye galip, ilmi her ma`lûmu muhît olan Allah`ın takdîridir" meâlindeki kavli (nin mazmûnu) dur.
Sıra :
 
Ravi :
Baslik :
GÜNEŞLE AY`IN MEDARLARINDAKİ HAREKETLERİ
Hadis :
Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Güneşle ay Kıyâmet gününde (zıyâları sönüp biribiri içine) dürülürler, buyurduğu rivâyet olunmuştur.
Sıra :
 
Konu :
Baslik :
HUSÛF VE KÜSÛF HÂDİSELERİNİ İSLÂM`IN SÛRET-İ TELÂKKÎSİ
Hadis :
Rivâyet olunduğuna göre, demiştir ki: Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem gök yüzünde yağışlı sanılan bir bulut görünce (kâh) ona karşı durur, geri dönerdi; (kâh evimize) girer, çıkardı. Ve (bu karanlık buluttan ümmete bir âfet erişmesinden endîşe ederek) çehresi (nin rengi) değişirdi. Yağmur gökten yağınca da Resûlullah`dan bu endîşe zâil olurdu. Âişe (Hazretleri) demiştir ki: ben bunun sebebini Resûlullah`dan öğrenmek istedim. O bana: - Ne bileyim? Belki bu kara bulut bir kavmin (Âd kavminin) dediği gibi (bir azâb) olur (ki Kur`an`da şöyle hikâye olunmuştur:) Âd kavmi kendîlerine va`d olunan azâbı -âfâkı enine kaplayarak vâdîlerine karşı gelen- bir bulut hâlinde gördükleri zamân onlar: - Şu ufuktaki karaltı bize yağmur yağdıracak bir buluttur, demişlerdi. (Hûd Peygamber de onlara): - Belki o, (gelmesini) ta`cîl ettiğiniz azâbtır; (o bir) rüzgârdır ki, içinde elem verici azâb vardır (diye cevap vermiştir).
Sıra :
 
Baslik :
İNSANIN YARADILIŞINDAKİ TEKÂMÜL TAVIRLARI
Hadis :
Rivâyete göre, demiştir ki: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bana (insanın hilkati atvârından) haber verdi -ki o, kendi doğru söyler, kendisine de doğru bildirilir- buyurdu ki: sizin biriniz (in hilkati mebdeinde) ana vebaba maddeleri kırk gün ananın karnında toplanır, (halka müstaid bir halde tahammür eder). Sonra o maddeler o kadar zamân (kırk gün) içinde katı bir kan pıhtısı hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman (kırk gün) içinde mudga = bir çiğnem ete tahavvül eder. (Dördüncü tekâmül tavrında) Allah bir Melek gönderir. Ve tekâmül eden mudgaya (şu) dört kelime (yi yazması) emrolunur ki: onun işini, rızkını, ecelini, şakî veya saîd olduğunu yaz! denilir. (İbn-i Mes`ûd demiştir ki: Abdullah`ın hayâtı yed-i kudretinde olan Allah`a yemîn ederim ki: Melek bunları yazdıktan) sonra ona ruh üflenir. (Cenin canlanır). İmdi sizden bu kişi (bu fıtratı îcâbı dünyâda) iyi iş işler de hattâ kendisiyle Cennet arasında yalnız bir kulaç mesâfe kalır. Bu sırada (Meleğin ana karnında yazdığı) yazı gelir; o kişiyi önler. Bu def`a o, Cehennemliklerin işini işlemeğe başlar (da Cehennem`e girer) sizden bir kişi de (fenâ) iş işler. Hattâ kendisiyle Cehennem arasında ancak bir kulaç mesâfe kalır. Bu sırada (Meleğin yazdığı) kitâbı gelir onu önler. Bu def`a o kişi ehl-i Cennetin işini (hayır iş) işler, (Cennet`e girer).
Sıra :
 
Ravi :
Baslik :
BİR KİŞİ HAKKINDA DUYULAN MUHABBET VE NEFRETİN İLÂHÎ BİR İLHÂMIN ESERİ OLDUĞU
Hadis :
Gelen bir rivâyete göre, Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allah, bir kulu sevdiğinde Cibrîl`e: - Allah filân kulu sever; sen de onu sev! diye emreder. Cibrîl de o kulu sever. Sonra Cibrîl gök halkına: - Allah filânı seviyor; onu siz de seviniz! diye seslenir. Göktekiler de o kimseyi sever. Sonra yerdeki insanlar (dan bir sevgi) konulur (da müslümanlar arasında da sevilir ve iyi kişi olarak anılır).
Sıra :