Hadis | Kütüb-ü Sitte | Buhari | Hadis Sözlüğü

A B C D E F G H I İ K L M N R S Ş T U V Y Z

HADİSLERİNDE ARAMA YAP

Fasil Ravi Konu Hadis

Enes b. Mâlik

Enes b. Mâlik - Sahih Buhari kitabındaki rivayet ettiği hadisi şerifler listesi

Baslik :
BU BÂBDA ENES İBN-İ MÂLİK`İN RİVÂYETİ
Hadis :
(Bir def`a) yüzü kıblenin soluna doğru olduğu halde bir merkeb üzerinde namaz kıldığı rivâyet olunmuştur. Kendisine: "Kıbleden başka cihete (dönerek) mi namaz kılıyorsun?" denilince: "Nebiyy-i Ekrem salla`llâhu aleyhi ve sellem`i böyle yapar görmemiş olaydım ben de yapmazdım" cevâbını vermiştir.
Sıra :
 
Konu :
Baslik :
RESÛL-İ EKREM`İN GECE NAMAZ VE UYKU HALLERİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis :
Hazret-i Enes demiştir ki: Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem her aydan (o kadar günlerde) oruç tutmaz idi ki, biz (onu artık) o ayın hiç bir gününde oruç tutmıyacak zanneder idik. (Halbuki sonra o, geri kalan günlerde tamâmen veya kısmen oruç tutardı). Yine Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem her aydan (o kadar günlerde) oruç tutar idi ki, biz onu artık orucu bırakmıyacak zannederdik. (Halbuki sonra o, geri kalan günlerde tamâmen veyâ kısmen iftar eder idi). Yine Resûl aleyhi`s-selâm`ı geceden bir kısmında senin namaz kılar görmek istemen boşa çıkmaz idi. (Muhakkak namaz kılar görürdün). Uyur görmek istemen de boşa çıkmazdı, (muhakkak uyur görürdün).
Sıra :
 
Baslik :
İBÂDETTE ŞİDDET İHTİYÂRININ KERÂHETİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK RİVÂYETİ
Hadis :
Enes İbn-i Mâlik demiştir ki: Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem (bir kere mescide) girmişti. Girince mescidin iki direği arasına bir ip çekilmiş olduğunu gördü. Bu ip nedir? diye sordu. Ashâb-ı Kirâm: Bu, Zeyneb`in ipidir. Zeyneb, (namazda ayakta durmaktan) yorulunca bu ipe tutunur, dediler. Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Hayır, (ibâdette böyle güçlük ihtiyâr edilmez). Bu ipi çözünüz. Sizin biriniz zinde ve münbesit oldukça namaz (ını ayakta) kılsın. Yorulunca da hemen otursun, (ve namazını oturduğu halde tamamlasın).
Sıra :
 
Fasil :
Baslik :
MÛTE KUMANDANLARI VE SER-ÂMEDÂN-I ŞÜHEDÂSI ZEYD, CA`FER, İBN-İ REVÂHA HAZARÂTININ ŞEHÂDETLERİNİ RESÛL-İ EKREM`İN AĞLIYARAK MİNBER ÜZERİNDE HABER VERDİĞİNE DÂİR ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis :
Hazret-i Enes demiştir ki: "Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem (bir kerre minber üzerinde: "İşte) sancağı Zeyd (İbn-i Hârise) aldı, Zeyd katlolundu. Sonra sancağı Ca`fer (İbn-i Ebî Tâlib) aldı. O da katlolundu. Sonra sancağı (Abdullâh) İbn-i Revâha aldı, o da katlolundu" buyurdu. (Bunu söylerken) Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in (mübârek) iki gözünden yaş akıyordu. (Resûl-i Ekrem devamla:) "Bundan sonra sancağı emirsiz, Hâlid İbn-i Velîd aldı. Ona feth ü nusrat ihsân olundu" buyurdu.
Sıra :
 
Fasil :
Baslik :
SABÂVET HÂLİNDE VEFÂT EDEN ÇOCUKLARIN EBEVEYNİNE ŞEFÂATİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis :
Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: Üç çocuğu henüz erlik çağına ermeden vefât etmiş hiç bir müslüman yoktur. Ancak Cenâb-ı Hak o müslümanı, bu çocuklara ihsân buyurduğu geniş rahmet ve keremi ile Cennet`e idhâl eder.
Sıra :
 
Fasil :
Konu :
Baslik :
SABRIN KEMÂLİ SADME-İ ÛLÂDA SABIRDIR
Hadis :
Hazret-i Enes demiştir ki: Nebî RS, (çocuğunun) kabri yanında (avaz avaz) ağlamakta olan bir kadının yanından geçmişti de o kadına: - (Ey emetu`llâh = Ey Allâhım mahlûku kadıncağız!) Allâh`ın gadabından kork! ve sabreyle, (çığlık koparma!) buyurdu. Kadın: - Haydi benden uzaklaş, sen benim musîbetim ile müsâb değilsin ki, demişti. Halbuki kadın, Resûlullâh RS`i tanımıyordu. Kadına denildi ki: -Bu zât, Nebî RS`dir. Bunun üzerine kadın, Nebî RS`in (hâne-i Saâdetleri) kapısına geldi. Kadın, (saray kapıları gibi) Peygamber`in kapısı yanında kapıcılar, gözcüler bulmadı. (hemen huzûra girdi.) Ve: - Yâ Resûlullâh! Seni bilemedim, (beni affediniz) dedi. Resûlullâh: - Sabrın kemâli, musîbetin birinci darbesi sırasında (tahammül edebilmek) dir, buyurdu.
Sıra :
 
Fasil :
Baslik :
NEVHASIZ AĞLAMANIN CEVÂZI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis :
Hazret-i Enes demiştir ki: Resûlullâh RS`in kızı (Ümmü Gülsüm radiya`llâhu anhâ) nın cenâzesinde bulunduk. Resûlullâh kabrin bir tarafına oturmuştu. Yine Enes: "Resûlullâh`ın iki gözünün yaş döktüğünü gördüm" demiştir. Ve yine demiştir ki: Resûlullâh RS: - İçinizde bu gece günâh işlememiş kimse var mıdır? diye sordu. Ebû Talha: - Ben varım (yâ Resûla`llâh) dedi. Resûlullâh: - Haydi kabre in, buyurdu. Enes Hazretleri: Bunun üzerine Ebû Talha, Ümmü Gülsüm`ün kabrine indi, demiştir.
Sıra :
 
Fasil :
Baslik :
MUSÎBET ZAMÂNINDA HÜZÜN İZHÂR EDİLMEMESİNİN VE ŞİDDETLİ BİR SABRIN FAZÎLETİ HAKKINDA ENES HADÎSİ
Hadis :
Hazret-i Enes demiştir ki: Ebû Talha`nın (ağır) hasta olan bir oğlu Ebû Talha evde yokken ölmüştü. Zevcesi (Ümm-i Süleym), çocuğun öldüğünü görünce onu gasledip kefenlendi. Ve evin bir köşesine koydu. Ebû Talha geldiğinde: - Oğlan nasıldır? diye sordu. Ümm-i Süleym: - Çocuğun ıztırâbı sâkinleşti. İstirahat ettiğini zannediyorum, dedi. Ebû Talha kadını doğru söylüyor sandı. Ve (Sevinerek) yattı (eşi ile de birleşti). Sabah olunca gusledip çıkmak istediğinde Ümm-i Süleym Ebû Talha`ya çocuğun öldüğünü bildirdi. Ebû Talha (Mescid`e gidip) Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem ile namaz kıldı. Sonra bu karı koca arasında o gece olup bitenleri anlattı. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem de: - Cenâb-ı Hak bu gecenizi hakkınızda mubârek kılsın! diye duâ buyurdu. Süfyân İbn-i Uyeyne: (Ensâr`dan İbâye İbn-i Rifâa isminde) bir kimse (bu çiftleşmeden Ümm-i Süleym, Ebû Talha`ya Abdullâh`ı doğurdu. Bu) Abdullâh`ın dokuz oğlunu gördüm. Bunların hepsi de Kur`ân okurdu, dediğini bildirmiştir.
Sıra :
 
Fasil :
Baslik :
RESÛL-İ EKREM`İN MAHDÛMU HAZRET-İ İBRÂHİM`İN SÛRET-İ VEFÂTI HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis :
Hazret-i Enes demiştir ki: (Bir kere) Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem ile Haddâd bir san`atkâr olan Ebû Seyf (Berâ` İbn-i Evs) in evine gitmiştik. Ebû Seyf`in zevcesi Ümm-i Bürde Peygamber`in mahdûmu Hazret-i) İbrâhîm`in murdıası, süt ninesi idi. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem İbrâhîm`i (kucağına) aldı. İbrâhîm`i öptü, kokladı. Bundan sonra bir kerre daha Ebû Seyf`in evine gittik. (Bu def`a) İbrâhîm can veriyordu. Resûlullâh salla`llâhu aleyhi ve sellem`in iki gözü yaş dökmeğe başladı. Bunun üzerine (Abdurrahmân) İbn-i Avf: - Yâ Resûlullâh! Halk musîbet zamânında sabretmiyebilir, fakat sen de mi? diye taaccüb ve istiğrâb eyledi. Resûlullâh: - Ey İbn-i Avf! Bu hal, (babanın çocuğuna karşı beslediği) rikkat ve şefkattir. (Yoksa sabır ve tevekküle münâfî bir nevha değildir) duyurdu. Sonra bu göz yaşını bir diğeri ta`kîb eyledi. Bu def`a da Resûl aleyhi`s-selâm: - Göz ağlar ve kalb mahzûn olur. Biz, Rabbimiz`in râzı olacağı sözden başka bir kelime ile izhâr-ı hüzn etmeyiz. Ey İbrâhîm! Biz, senin ayrılığınla pek ziyâde mahzûn ve mükedderiz, buyurdu.
Sıra :
 
Fasil :
Baslik :
KABİR SUÂLİ HAKKINDA ENES İBN-İ MÂLİK HADÎSİ
Hadis :
Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem`in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: (Mü`min) kul, kabrine konulup onun ashâb ve yârânı geri dönüp gittiklerinde -ki meyyit, bunlar yürürken ayakkablarının sesini bile muhakkak işitir- ona (Münker ve Nekîr adlı) iki melek gelir. Bunlar meyyiti oturturlar. Ve ona: - Hâ! Şu Muhammed -salla`llâhu aleyhi ve sellem- denilen kimse hakkında (ki kanâatin nedir?) Ne dersin? diye sorarlar. O mü`min de: - Samîmî bildiğim ve size de bildirmek istediğim şudur ki, Muhammed salla`llâhu aleyhi ve sellem Allâh`ın kulu, ve Allâh`ın Resûlü`dür, diye cevab verir. Bunun üzerine melekler tarafından: - Ey mü`min! Cehennem`deki yerine bak, Allâhu Teâlâ bu azâb yerini senin için Cennet`ten (yüce) bir makâma tebdîl eyledi, denilir. Nebî salla`llâhu aleyhi ve sellem: "O mü`min, Cehennem ve Cennet`teki iki makâmını birden görür" buyurmuştur. Fakat kâfir veyâhud münâfık olan meyyit (meleklerin bu suâline karşı): - Muhammed hakkında birşey bilmiyorum. Halkın ona (peygamber) dedikleri bir sözü (işitir), ben de halka uyup söylerdim, diye cevâb verir. Bu iki melek tarafından bu kâfir veya münâfıka: - Hay sen anlamaz ve uymaz olaydın! denilir, sonra bu kâfir veya münâfıkın iki kulağı arasına demirden bir topuzla vurulur. O topuzu yiyince kâfir veyâ münâfık şiddetli sayha ile bir bağırır ki, bu feryâdı ins ve cinden başka bu ölüye yakın olan herşey işitir.
Sıra :